Ilımlı İslamin Beş Şartı ile Kaybolan Bir Din

Son Güncelleme: 24 Haziran 2015 - 4:12 0 Yorum Yazar:

0 Shares

Bundan fazla değil, 15 yıl önce bizler şunu çok iyi biliyorduk; dünya egemen güçleri Dünyada ve özellikle Orta Doğuda gelişen, silahlı islamı mücadele veren anlayışa karşı ılımlı islam adı altında yeni bir proje sergilemeye başlamışlardı. Bunun için, Türkiye’deki bazı cemaatler ile de işbirliği içerisine girdikleri ve çeşitli etkinlikler yaptıkları herkesçe bilinmektedir. Üç dinin ittifak arayışları için Doğuda çeşitli programlar düzenlemiş oldukları hepimizin malumudur.

Ancak tüm bunlar bu projenin sivil toplum ayağını temsil etmekte idi. Hâlbuki uluslararası bir projede olmazsa olmaz olan siyasal alan henüz ortaya çıkmamıştı. Birkaç program, birkaç köşe yazısı ile bu projenin hayata geçmeyeceği bilinmektedir. Çünkü toplumları etkileyen, değişimini kolaylaştıran en büyük figüran siyasettir. Yanı projenin devlet eli ile yürütülmesi gereklidir.

Ilımlı İslamin Beş Şartı ile Kaybolan Bir DinTürkiye’de devlet,  yıllarca irtica ile mücadele etmeyi, medyada, okullarda, askeriyede her fırsatta vurgulamıştır. Ülkeyi yıkma ve şeriat devleti kurma emeli olan, irticacı diye tanımlanan İslami kesimin önünün kesilmesi için, ılımlı İslam projesi Türkiye tarafından da kabul görülebilecek bir proje olarak ortaya çıktı.

Tüm bunlar, irticayı tehlike gösterip, yok etmek bahanesiyle ılımlı İslam projesini önümüze koyan ve kabul ettiren üst aklın bir planı mıydı bilinmez..!!!

Türkiye’de kurulan muhafazakâr demokrat bir parti ile başlayan projenin siyasal ayağı sonucunda ülkede Allah’ın hükümleri ile yönetilmek arzu ve gayretinde olan cemaatler ne hale geldi?

Tek gayeleri, İslami bir düzen kurmak için olan Müslümanlar, bugün muhafazakâr demokrat partiyi iktidarda tutabilmek için var güçleriyle mücadele etmekteler. Allah için gece namazı kılıp ağlamayan Müslümanlar, muhafazakâr demokrat iktidarı için gece namazı kılıp ağlar oldular.

Peki neden, ne karşılığında tüm bu değişim? Muhafazakâr demokrat partinin Ilımlı İslamin beş şartını uygulamaya koyması karşılığında DİNlerini feda edecek kadar ileri gitmelerinin sebepleri nelerdir?

Yoğun mücadeleler sonucundan elde edilen;  gerçekte Ilımlı İslam Projesi için önümüze konan bu beş şart nedir?

1 – BÖŞÖRTÜSÜ: 9 yıl süren başörtüne serbestlik mücadelesi: Ancak bu süre içerisinde mücadelesini verdikleri bir diğer konuda başörtüsünün ne şekil olacağı idi.  Kamuoyuna, siyasi liderlerin hanımlarına, yazarlara, sanatçılara ve mağazalardaki mankenlere giydirdikleri tesettür modelini İslami gibi algılatıp zihinlere görsel baskı yaptılar. Zihinleri inşa etme yöntemi ile yeni bir tesettür şekli ortaya koydular.  Tesettür; başı örtülü alttan pantolonlu giyim şeklidir, algısı zihinlere yer ettikten sonra başörtüsünü ilkokullara kadar serbestlik verilmiş ve başörtüsü yasağı kaldırılmıştır.

Bu konuda toplum olarak ne hale geldiğimizi anlatıp konuyu uzatmak istemiyorum.  “İktidar serbest bıraktı sende dayatılan şekli ile giydirme” diyenlere diyeceğim tek şey “Siz kendi çocuğunuzu bu bozulmuşluktan kurtarabiliyor musunuz; yoksa öncülüğünü siz mi yapıyorsunuz?”

Zaten o güne kadar görsel olarak tesettür diye kamuoyuna sunmuş oldukları örtü algısı ile şer’i örtü şekli çoktan zihinlerden kalkmıştı. Şimdilerde ise, Ilımlı İslamın tesettür şekli İslamcı camia arasında yaygınlaşmış ve firmalar bu konuda moda oluşturmuşlardır. Artık başörtüsü Şer’i tesettür zemininden ve şeklinden, ibadet anlamından çıkarılıp moda olarak her kesim tarafından kullanılır bir giyinme şekli olmuştur.

Artık sakal ve başörtüsü, kamusal alana girmeye başlamıştır. Eskiden değil devlet dairelerine, sokakta bile Müslümanlar için sorun olan sakallı ve başörtülü olmak kamuda serbest olunca, bizlerin yapılan edilenlere karşı kör olmamıza neden olmuştur.

2 – İMAM HATİPLER; Eskiden İmam Hatip okullarında verilen eğitimler sonucunda, mezun olan öğrencilerin genelinde, ibadet şuuru, siyasi bir bilinç ve bir dava anlayışı oluşuyordu. İslami ilimlerde,  yetecek derecede bir bilgi birikimi ile mezun olunuyordu.

Büyük mücadeleler sonunda imam hatipler tekrar açıldı. Ilımlı İslamın 2. Şartı da bu okulların eğitime yeniden kazandırılması idi. Okullar açıldı, açılmasına ancak ne ders kitaplarında ve öğretmenlerde ne müfredatta eski imam hatipleri andıracak niteliklerden hiçbir eser kalmadı.

Bu şekilde bu okulların açılması, aslında bu okullara ilgi duyan velilerin çocuklarını heba etme projesinden başka bir şey değildi. Heba diyorum, çünkü bu okullardan beklenilen değerler alınamayacağı gibi üniversite imtihanı için gerekli yarışta da rakiplerine göre ders yoğunluğu açısından dezavantajlı duruma düştüler.

3 –KURAN KURSLARI VE KESİNTİSİZ EĞİTİM: Kuran Kursları ve 12 yıllık kesintisiz eğitim, Ilımlı İslam’ın 3 şartı idi. Zahiren güzel bir gelişme gibi görünse de bilinci Müslümanların İslami anlayışlarını sulandırmak için yapılan planın bir parçasından başka bir şey değildi.

Getirilen 4+4+4 sisteminde, siz çocuğu param parça ediyorsunuz. Çocuğu okuldan alıp Kur’an Kursu’na verebiliyorsunuz. Ancak çocuğu gittiği yerde rahat bırakmıyorsunuz ki. Çocuk gittiği yerde Kuran’ı ve İlimlerini mi öğrenecek, yoksa senin kesintisiz eğitimin gereği olan okul derslerin mi takip edecek?

Ancak bizler işin şekline bakıyor (çünkü oraya bakmamızı söylüyorlar bize), aslı olan içeriğini gözden kaçırıyoruz. İp cambazı ipte şovunu yaparken bizlerin onu izleyip eğlenmemizi murat edenler, alttan alttan bizleri soyduklarını, farkına bile varamıyoruz.

4 – EKONOMİ: Her projede olduğu gibi Ilımlı İslam Projesinin hayat bulmasının en önemli saç ayaklarından biri muhataplarının ekonomik sıkıntılarının giderilmesidir.  Muhafazakâr demokrat iktidarında, ekonomide halkın anlamayacağı dalgalanmalar olabilir. Ancak genel itibar ekonomide bir istikrarın ve büyümenin olması gerekmektedir. Dün irticacı diye takip edilen, gözaltına alınan kesimlerin, bugün proje gereği devlet kurumlarına yerleştirilmesi, ihaleler verilmesi, piyasa ekonomisini düzgün tutarak esnafın kazanç sağlamasının önünün açılması… Kamuya yerleştirme konusunda o kadar ilerleme sağlanmıştır ki “felan müdürlük felan cemaatin” diyecek kadar ileri gidilmiştir. Kısaca, başta İslamcı kesimler olmak üzere işçisinden, patronuna kadar herkesin ekonomik rahatlık kazanmasının önü açılmıştır.

Dün İslamcıların israf diye tanımladıkları lüks evler, son model arabalar, yazlıklar artık normal bir şeymiş gibi algılanmaya başlanır oldu. Birde bu zenginliğiniz ile yardım edeceğiniz bir mazlum halkınız varsa –Suriye- artık keyfinize diyecek yoktur.

E – SURİYE: Ilımlı İslamın 5.Şartı da Suriye;  Yardımsever halkın mazlum ve Müslüman Suriye halkına istediği kadar yardım edebilmesi; savaşmak isteyen Müslümanların rahatça gidip savaşabilecekleri bir ortamın olması ve devletin bu durumun önünü açması; (ancak insanları sadece buraya kanalize etmesini unutmamak gerekir,) Müslümanların sanal İslam Devletini yaşıyormuş rehavetine kaptırdı.

Mazlum halk mı arıyorsunuz alın size Suriye, yardım mı etmek istiyorsunuz alın size Suriye, cihat mı etmek istiyorsunuz alın size Suriye,  zalim mi istiyorsunuz alın size Esat vb. devlet bile arkanızda Yeter ki başınızı yardımseverlik adına Suriye’den çıkarmayın.

Evet, tüm bunlar Ilımlı İslam’ın şartlarından kaynaklanan uygulamalar. Peki, Bu beş şart ile gözlerini kör eden Müslümanlar öncelikle bu şartlar dört dörtlük yapılıyor olsa bile, bu durum sizlerin diğer yapılan edilenleri görmemezlikten gelmenizi sebep olabilir mi? Bu adil bir bakış mı? Gerçek dininizden bu beş şart karşılığında nasılda vaz geçtiniz.

Sizler Uhud’ta müşriklerin yeniliyor gibi yapmalarından dolayı; tepedeki yerlerini terk eden ve ganimet peşinde koşan sahabelerin düştüğü duruma düştüğünüzü, farkında mısınız?

Hâlbuki Allah Resulü ne pahasına olursa olsun emre itaatsizlik yapmamak üzere onlardan ve bizlerden ahid almamış mıydı? Savaşı bu sanal İslamlaşma, sanal galibiyet adına ne tez bıraktınız?

Mevcut tağudi düzen sizlere -sizdenmiş gibi- sunmuş olduğu bu 5 şart karşılığında mutlak itaat etmeniz gereken Allah ve Resulünü terk edip, ganimet peşine düşüp devletin imkânlarından menfaatlenmek için bir birinizle yarışır hale geldiğinizi, farkında mısınız.?

Sizlerin kazanç diye görmüş olduğunuz konulara Allah ve Resulü ‘nün yanından bakınca acaba kazanç olarak görebilmekte misiniz?

Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasulü (s.a.s) arkadaşlarına şu soruyu yöneltir.

“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” (Yanı İflas Eden) Ashab bu soruya

“Bize göre müflis, parası ve malı olmayandır” şeklinde cevap verdiler.  Bunun üzerine Hz. Peygamber(sav),

“Ümmetimin müflisi, kıyamet gününe; namaz, oruç ve zekat görevlerini yerine getirdiği halde, ona buna sövmüş, iftira etmiş, şunun-bunun (haksız yere) malını yemiş, kanının dökmüş, onu-bunu dövmüş olarak gelen kimsedir. Bu kişinin iyiliklerinin sevabından hak sahiplerine verilir. Borcu ödenmeden sevabı biterse diğerlerinin günahları ona yüklenir, sonra da cehenneme atılır. ”buyurdu.

Allah’ın Resulü olayları değerlendirirken dünya gözü ile değil ahiret gözü ile bakıyor. Allah’ın emirlerini hakkı ile yaşayıp yaşamadığı noktasından bakıyor bedeli ne olursa olsun.

Evet dostlar gelin Ilımlı İslam’ın beş şartını bir de ahiret gözü ile değerlendirelim. Bize sunulan bu şartlar karşılığında ahiret için neleri kaybettiğimize bir bakalım. Müslümanın gözünde kazanım SADECE ALLAHIN EMİRLERİNE UYGUN hareket etmek ile olur. Bir takım akıl oyunları, dünya menfaati, veya yapılan işlere dinden kılıf aramak ile daha doğrusu kitabına uydurmak ile kazanım sağlanmaz.

Tağut, dün irticacı terörist diye bize etmedikleri eziyet kalmamışken bugün bu şartları önümüze koyması karşılığında bizlerden nelerimizi götürdü bir bakalım.

Umarız ki, Ilımlı İslamin beş şartına karşılık dinimizi heba etmemiş olalım.

Adem Yılmaz

23.06.2015


İlginizi Çekebilecek Diğer Linkler:

Ilımlı İslamin Beş Şartı ile Kaybolan Bir Din ile Benzer Yazılar:

24 Haziran 2015 Saat : 4:12

Ilımlı İslamin Beş Şartı ile Kaybolan Bir Din Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

------   REKLAM ALANI ------  

SOSYAL MEDYA TAKİP

Başakşehir KayaşehirBaşakşehir KayaşehirBaşakşehir Kayaşehir
Başakşehir Kayaşehir